Ana içeriğe atla

Tatil Bitti ve Bomba Gibi Geri Dönüyorum :D

Herkese ennnn kocamanından merhabalar arkadaşlar!
Sonunda, evet sonunda bloguma geri döndüm.
Haziran, Temmuz ve Ağustos ayında hepi topu bir tanecik yorum yapabilmiş, iki tane de video yayınlayabilmişim. Ama inanın bunlar tembellikten değildi. (Tamam, tembel bir blogger olduğum malum ama bu sefer tembellikten değildi valla :D )
Size kısaca mazeretlerimi anlatayım da belki bana birazcık hak verirsiniz. Haziran ayının başında eşim çok ciddi bir ameliyat geçirdi. Allaha şükür atlattık o günleri ama tüm ay onunla çok yoğun  bir şekilde ilgilenmek durumundaydım. (Allahım bir daha yaşatmasın o günleri-Amin) Ardından Temmuzun ortasında bir İzmir seyahatimiz oldu. Hem annemi görmek hem de biraz kafamızı dağıtmak amacıyla Ağustos'un ortasına kadar İzmir'deydik. İzmir'den döndüğümüzde dualarım kabul oldu ve Ankara'dan İstanbul'a taşınmamız kesinleşti. Ev bul, toparlan, bu arada elimdeki çeviriyi bitireyim derken nihayet geçen hafta yeni evimize taşınabildik. Ve iki gün önce internetim de bağlanınca ohhh değmeyin keyfime :D
Sonunda İstanbul'dayım!

Bu geçen süre boyunca yorum yazamasam, blogumla ilgilenemesem de az da olsa kitap okudum tabii ki. Yorumları da fırsat buldukça yazacağım ama neler okuduğumu sizlerle paylaşayım.
  1. Serseri - Rachel Vincent
  2. Kaçak - Rachel Vincent
  3. Gurur - Rachel Vincent
  4. Tuzak - Rachel Vincent
  5. Dönüşüm - Rachel Vincent
  6. Lider - Rachel Vincent
  7. Harlequin (adını unuttum)
  8. Kötü Çocuklar 2 - M. Leighton
  9. Yenilmez Savaşçı - Karen Marie Moning
  10. Çıplak Ölüm - Nora Roberts
  11. Yazgı - Julie Garwood
  12. Nisan Yağmurları - Lisa Kleypas
  13. Aşka Var mısın? - Natasha Boyd
  14. Grinin Elli Tonu - (Fragmanı çıkınca gri aşkım depreşti ve oturup tüm seriyi bir daha okudum :D )
  15. Karanlığın Elli Tonu
  16. Özgürlüğün Elli Tonu
Hımmm... Üç ayda 16 kitap eh işte, çok iyi de değil, çok kötü de değil. Ama içlerinde yorumunu yapmayı mutlaka istediklerim var. Hatta hepsini de anlatmak istiyorum ya :D Gerçekten çok güzel kitaplardı. Bu arada Grinin Elli Tonu fragmanına bayıldım arkadaşlar. Ve kitabı tekrar okurken bu sefer Christian olarak Jamie'yi hayal ettim :D Anastasia rolündeki kızı hâlâ çok benimsemesem de o da çok çok kötü durmamış. Film için SA-BIR-SIZ-LA-NI-YO-RUM!




Bu arada vlog yapan yani video çeken bloggerlar arttı. Ben bu durumdan çok keyif alıyorum ve hepsini de izlerken çok eğleniyorum, sanki karşılıklı oturmuşuz da sohbet ediyormuş havası veriyor bana :D Umarım ilerleyen zamanlarda bu sayı daha da artar. (Bilmeyenler için video çeken diğer arkadaşların blog linklerini aşağıya ekliyorum. Umarım unuttuğum olmaz.) Tatile çıkmadan önce iki video hazırlayıp yayınlamıştım ve bu dönem boyunca bana sürekli yeni video çekmem için mesaj atan arkadaşlar biraz daha beklemek zorunda maalesef. Ev yerleştirme işi bitince aklımdaki ilk video kitaplık yerleştirme videosu. Kitapları şu anda kütüphaneme öylesine dizdim ama kendi istediğim gibi yerleştirmem için bir hafta sonumu ayırmam lazım ve işler bitince ilk işim bu olacak. Bunu da fotoğraflı/videolu bir şey yapabilirim diye düşündüm. Bir de 932047302 adet mim var yapmam gereken :D 
Offff gerçekten çok çalışmam lâzım, çoooooook :D

Blogumu nasıl özlediğim belli oluyor sanırım, yazdıkça yazasım geldi. Tamam, burada kesiyorum ve ev yerleştirme işimin başına dönüyorum.
Herkese bol okumalı günler dileğimle arkadaşlar,

Sevgilerimle
İzlemek isteyenler için kitap videosu çeken diğer bloggerlar (booktuberlar):
(Unuttuğum varsa bana hatırlatırsanız çok sevinirim)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)