29 Nis 2014

Bu Fuar Bir Harikaydı Dostum!

Herkese Merhaba Arkadaşlar,
Şu anda bu yazımı yazarken oldukça yorgun ama bir o kadar da mutluyum. :D 

Sebebini başlıktan da anlamışsınızdır sanırım ama ben yine de söyleyeyim. Şu anda İzmir'de, annemin yanındayım (ki bu benim için en büyük mutluluk sebeplerinden biridir) ve 19. Tüyap İzmir Kitap Fuarı'nı doya doya yaşamış durumdayım. Çok güzel ve keyifli geçen fuarın sonunda kalbimde birçok güzel anı ve dünya kadar kitapla Ankara'ya döneceğim. 

Pegasus Yayınları'na çevirmenlik yaptığımı biliyorsunuzdur. Kalbimde her zaman özel bir yeri olan Pegasus'un fuardaki standında fuar süresince satış yaptım ve deli gibi yorulmama rağmen her gece eve ayaklarım, belim ağrıyarak dönerken, kitapseverlerle ve kitaplarla iç içe olmaktan mutlu bir şekilde, yüzümde kocaman bir gülümseme vardı :D
Pegasus'un standında çalışanlar kitapseverlerin çoğunun tanıdığı blogger ve kitap sayfası admini arkadaşlardan oluşuyordu. Ki bu bence çok doğru bir seçim olmuş. Satılan kitapların çoğunu okumuş bir satış kadrosundan daha iyi bir grup olabilir mi? Gelen kaç okuyucuya kaç kitabın konusunu anlatıp sattığımı ben bile hatırlamıyorum :D Birimizin okumadığını bir diğeri mutlaka okumuş oluyordu ve hemen gelip kitabı soran kişiye kısa bir özet geçiyordu. Özellikle yeni çıkan Cadıların Keşfi kitabını aramızda okumaya başlayan Hülya'nın kaç kişiye bu kitabı anlattığını bilmiyorum. Bu kitabı her gördüğümde artık aklıma Hülya gelecek :D

Fuarda beni en çok mutlu eden şeylerden biri de blogumu takip eden ve videolarımdan beni tanıyıp gelenler oldu. O yoğunluğun arasında kısa ama hoş sohbetler ettik ve onlarla yüz yüze tanışıyor olmaktan çok keyif aldım. Eğer bu yazımı okuyorsanız sizlere çok teşekkür ediyorum :D

Tüm bunların dışında fuar inanılmaz bir yoğunlukta geçti. Zaten gazetelerden okuduğum kadarıyla bu sene katılım rekoru kırılmış. Fuarın ilk gününde bir video çektim ama gürültüden dolayı yayınlayıp yayınlamayacağımı bilmiyorum. Belki Ankara'ya dönünce üzerinde oynayıp sesi netleştirebilirsem yayınlarım. 

Ayrıca fuarda uzun zamandır görüşmediğim ve çalıştığım dönemde bir eğitimde tanıştığım ve çok sevdiğim Leyla Özlem Demir hanımın çıkardığı şiir kitabının imza gününün olduğunu gördüğümde koşarak yanına gittim. Hem kendisiyle görüşme hem de kitabını imzalatma fırsatım oldu. Kitabı okuduğumda burada da yorumlarımı ve kendisiyle gerçekleştireceğim kısa söyleşiyi yayınlayacağım.

En sevindiğim imzalardan biri de çocukken kitaplarını çok severek okuduğum Muzaffer İzgü oldu. Tuğçe'nin Kitaplığı blogunun sahibi Tuğçe'de Gülşah Elikbank'ın yeni kitabı Aşkın Gölgesi'ni bana ismime imzalı olarak hediye etti. Kendisine buradan çok teşekkürler :D

Pegasus standında birlikte çalıştığımız, gülüştüğümüz arkadaşlarım The Codex blogunun sahibi Gizem, Sui Generis blogunun sahibi Hülya, Kitap Karnavalı blogunun sahibi Duygu, Kitap Sokağı sayfasının adminleri Saadet ve Ceren, Pegasus'un deneyimli ve bir o kadar da sıcakkanlı, sempatik çevirmenleri Sevinç Seyla Tezcan ve Müge Kocaman Özçelik ve Pegasus'un diğer çalışanlarıyla harika bir ekip oluşturduk. Hepsine sevgiler! Harikasınız!

Yorucu ama bir o kadar keyifli fuarın sonunda kendime aldığım kitaplarım da bunlar :D 


Son sözüm, umarım Tüyap Kitap Fuarı Ankara'ya da gelir!

Herkese bol okumalı, bol kitaplı günler dileğimle,
Sevgiler...

13 Nis 2014

YORUM: İntikam Ateşi - Sarah MACLEAN


"TOPRAKLARIN KADERİ, BİR GÜN YENİDEN GERÇEK SAHİPLERİNİN ADIMLARI ALTINDA UZANMAKTIR."

Bourne Markisi Michael, anne babası bir kazada öldükten sonra bir kumar oyununda elinde avucunda ne varsa hain vasisine kaybetmiştir. Malikanesini terk edip ortadan kaybolan Michael, bunun intikamını almak için yemin etmiştir.
Yıllar önce bir dükle nişanı bozuluğu için adı bu skandalla anılan ve evde kalmış sayılan varis Penelope ile Michael çocukluk arkadaşlarıdırlar.
Ama Michael'ın aniden ortadan kaybolmasıyla birbirlerini bir daha ancak on sene sonra görebileceklerdir.
On sene sonra doğduğu topraklara dönen Michael, eskisinden de zengin olmuş; ancak o sevimli, güler yüzlü genç gitmiş onun yerine acımasız, asık suratlı ve duygusuz bir adam gelmiştir.
Kader Michael ile Penolope'yi tekrar karşılaştırdığında tahmin edeceğiniz gibi kıvılcımlar havada uçmaya başlar :))

Michael'ın ortağı olduğu kumarhanenin diğer ortakları Cross, Temple ve Chase'le aralarındaki dostluğu ben çok sevdim. Hepsi de bir şekilde hayatta bir şeyler kaybetmiş ve küllerinden yeniden doğmuş soylular. The Rules of Scoundrels serisinin ilk kitabı Michael'la başlıyor ve serinin diğer kitapları onların da teker teker aşkı bulmalarını anlatıyor.

Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve akıcı dilini, anlatımını da çok sevdim. Özellikle her bölümün başına eklediği Penelope'nin küçüklükten itibaren Michael'a yazdığı mektuplar çok hoşuma gitti. Çeviri ve edisyonda gözüme batan hiçbir hatayla karşılaşmadım ve su gibi okudum, bitirdim. Tarihi romans severlere kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap İntikam Ateşi
Herkese bol okumalı günler dileğimle,
Sevgilerimle

10 Nis 2014

YORUM: Gece Fısıltıları - Judith MCNAUGHT


Night Whispers, Gece Fısıltıları, The Reading Lady

Offf çok hüzünlüyüm :(
Okumadığım tek bir kitabı kalmıştı Judith'in ve malesef onu da okudum, bitti :(

Bir insan evladı bu kadar mı güzel yazar, okutur kendini. En vasat denilen kitabı bile ortalamaların kat kat üstünde, inanılmaz keyifli...
JM'in kalemiyle tanışmamış okurlar varsa çok üzülürüm gerçekten, çok şey kaçırıyorlar.
Ben bu kadın sadece adını yazsa onu bile okurum valla, o kadar seviyorum kendisini!
Boşuna "Yüreğin Kraliçesi" demiyorlar ona :))

JM'e bu kadar ilan-ı aşk ettikten sonra gelelim kitabımıza...

Ve nihayet Gece Fısıltıları'nı (Night Whispers) da okudum ve çok çok beğendim.
Ama bir rüyaydı geldi, geçti...
Her rüya gibi çabucak bitti...
Gece 4'te kitabın kapağını kapadığımda suratımda kocaman bir gülümsemeyle kalakaldım. Her zamanki gibi çok iyi bir kurgu, su gibi akıp giden bir anlatım, kendini size hemen bağlayan güçlü karakterler ve soluksuz okunan bir hikâye...
Sloan: O bir polis :))
Kitabımızın konusunu kısaca anlatacak olursam Sloan, küçük bir sahil kasabasında polislik yapan ve herkes tarafından çok sevilen bir kadındır. O çok küçükken ablasını da alıp onları terk eden babasını hiç tanımamıştır. Bir gün babasından bir telefon gelir. Ülkenin en zengin adamlarından olan babası, kalp krizi geçirdiği için Sloan'ı iki haftalığına yanına çağırır. Gitmeye hiç niyeti olmayan Sloan, o sırada kendisini takip etmekte olan FBI ajanı Paul'un ısrarıyla gizli görevli olarak gitmeyi kabul eder. Paul, babasının karanlık işlere bulaştığından şüphelenmektedir ve Sloan'ın erkek arkadaşı rolüyle malikaneye girebilecek ve araştırma yapacaktır. 
Babasının Palm Beach'de ki malikanesine gittiklerinde kız kardeşi Paris ve büyükbüyükanne huysuz Edith'le tanışan Sloan, kendini birdenbire çok farklı bir dünyanın içinde bulur. Paranın su gibi aktığı, ülkenin en zenginlerinin ve politikacılarının olduğu bu dünyada kız kardeşinin uzatmalı nişanlısı Noah'la tanışır. Ve olaylar bu şekilde başlar...
Night Whispers, Gece Fısıltıları, The Reading Lady
Noah Maitland teknesinde Sloanı beklerken :))
Noah'da Noah yani, tüm JM heroları kadar taş bir arkadaş kendisi :))

Kitabı okurken içindeki tüm karakterleri ayrı ayrı sevdim. Sloan, son zaman romanlarında sıklıkla karşılaştığımız sarsak, dudak ısırıp gözlerini deviren, içinden geçeni söylemeyip sonra tripten tribe giren kadınlardan değil. Ayakları üzerinde duran, açık sözlü, kalbinin sesini dinleyen ve bir o kadar da sevimli biri. Noah'da klasik JM erkeği :) Yakışıklı, seksi, korumacı, çoooook zengin, ünlü, başarılı, kadınını canı pahasına seven ve koruyan, yalana tahammülü olmayan, sert dış görünüşünün altında aslında yumuşacık kalbi olan biri. (Ay say say bitmez ki JM herolarının özellikleri :) )
Yani kısaca MİKEMMEL :)))

Gece Fısıltıları genelinde bir aşk hikayesi anlatsa da aslında polisiye yanı da çok yüksek bir roman olmuş. Kadın karakterimizin polis olmasının da bunda büyük etkisi var tabii :)
Hele kitabın bir bölümünde kendimi birden bir Agatha Christie romanının içinde buldum sandım. Yani aşkın yanında polisiye tarafları da gizemli ve merak uyandırıcıydı.

Yazarın ülkemizde yayınlanmamış 2 kitabı daha var ve umarım Epsilon Yayınları bunları da yayınlar. Bizler de mutlulukla okumaya devam ederiz :)

Bu arada seçtiğim resimlere bayıldım :)) Siz ne düşünüyorsunuz?
Herkese bol okumalı günler dileğimle,
Sevgiler

7 Nis 2014

Yeni Kitaplarım Vol:12 - Mart Ayında Kitaplığıma Eklenenler

Herkese merhaba arkadaşlar,
Mart ayı kitaplığımın coştuğu bir ay oldu. (laylaylay :) )
Hem takip ettiğim yazarların ve serilerin kitapları çıktı, hem D&R 'da 5 TL'ye düşen kitaplar oldu, hem de ben ukitap isminde bir takas sitesi keşfettim.
Tabii tüm bunlar ve incelemem için gönderilen kitaplar birleşince neredeyse kitap fuarı evime gelmiş gibi oldu :D
Bu ay toplamda kitaplığıma giren yeni kitaplarımın sayısı: 24
Laylaylaylooom :D
Hepsini bir an önce okumak istiyorum!

Önce ukitap.com'da takas ettiğim kitaplara bakalım. Bu siteyi tamamen şans eseri keşfettim ve bayıldım!
Geçen ay detaylı bir kitaplık temizleme çalışması yapmıştım ve ikişer tane olan bir sürü kitabım, artık kitaplığımda istemediklerim vs kitap çıkmıştı. Ben de bunları ne yapsam ki derken ukitap'ı keşfettim ve istemediğim kitapları istediklerimle değiştirdim :)) 
Sizlere de tavsiye ederim bu siteyi ve işleyiş hakkında sorularınız olursa da elimden geldiğince cevaplarım :))
Elli Tonları ben e-book olarak daha ülkemizde yayınlanmadan okumuştum ve o yüzden bir türlü elim varıp Türkçelerini alamamıştım. John Green'de çok acıklı diye okumak istemiyor, ama bir yandan da çok merak ediyordum. Takasta görünce de bu bahaneyle alıverdim. Bu üç kitap korsan yalnız. Takası yapan kişi bunu bana takas öncesi belirti ve bende ona göre kabul ettim.
Judith McNaught'u bulduğuma o kadar sevindim ki!! Bende olmayan tek kitabıydı ve deli gibi arıyordum ama hiçbir yerde bulamıyordum, şansıma takasla geldi :))
Serseri okumayı çok istediğim bir seri, hakkında çok olumlu yorumlar duydum. Julia London ise henüz okumadığım bir yazar ve merak ediyorum. 
Takas yaptığım 13 kitabın tamamı çok iyi durumda ve baştakiler harici hepsi orijinal. Ben bu takas işini çok sevdim gerçekten :))

 Bunlar da sıfır kilometre kitaplarım :))
Golem ve Cin, Doğan Yayınları tarafından gönderildi ve benim çok beğendiğim bir kitap oldu. Yorumumu buradan okuyabilirsiniz. 
Sana Kapıldım'ı CNR Fuarına gidemesem de gitmiş kadar olmamı sağlayan Pudra Tozu teee oralardan alıp kargoladı bana :)) Tabii yanında başka kitaplarda vardı ama onlar eşimin olduğu için buraya koymadım.
Bu ayki kitaplarımdan okuduğum ve beğendiğim Kocan Kadar Konuş kitabının yorumunu buradan okuyabilirsiniz. 
Artık diğerlerini ne zaman okurum kimbilir?
Bu ay önümüzde benim de gitmeyi planladığım İzmir Fuarı var ve bakalım neler alacağım? Gerçi yeni çıkan birkaç kitap harici almayı planlamıyorum ama yine hiç belli olmaz benim sağım solum.
Herkese kitaplıklarının dolup taşacağı, bol okumalı günler diliyorum.
Sevgilerimle :))

4 Nis 2014

YORUM: Kocan Kadar Konuş - Şebnem BURCUOĞLU


Herkese Merhaba Arkadaşlar,
Bugün size bana kahkahalar attıran; hatta bununla da kalmayıp gülmekten gözlerimden yaş getiren çok komik, çok eğlenceli bir kitabı anlatacağım.

Kocan Kadar Konuş!

İtiraf ediyorum: Ben bu kitaba karşı inanılmaz önyargılıydım. 
Neden mi?
Bir kere zorlama olacağını düşünüyordum. Komik olsun diye bayat esprilerin olduğu, klişe laflarla dolu, 
Sex and the City çakması bir kitap olduğunu düşünüyordum.
O kadar yanılmışım ki!!!
Ay çok utandım kendimden bunları düşündüğüm için. 

Çünkü kitabın yukarıda saydıklarımla uzaktan yakından ilgisi yok.

Bir kere çok samimi. 

Ana karakterimiz Efsun'da iddia ediyorum kitabı okuyan her kız mutlaka kendinden bir parça bulacak. Hani kitabın kapağında %100 Bir Türk Kızı Romanı yazıyor ya, evet gerçekten de %100 bir Türk kızını anlatıyor yazarımız. Sen, ben o, hepimiz birer Efsunuz!

Kitabı okuduğum gün köpeğim Dora'nın artık çok ağırlaştığı (birkaç gün içinde de kaybettik zaten onu), çok üzüntülü geçen ve bırakın kahkaha atmayı, moral bozukluğundan doğru dürüst konuşamadığım bir gündü. Ne televizyon izleyebiliyor, ne de başka bir şey yapabiliyordum. Aman şu kitap ince birazcık karıştırayım dememle, birkaç saat içinde gözlerimden yaşlar gelerek gülerek bitirdiğim bir neşe kaynağı oldu bana.

Yazarımızı hiç tanımıyorum, ama eğer bu yazıyı okuyorsa buradan ona en içten teşekkürlerimi gönderiyorum. Gerçekten ağlamaktan gözlerimin şiştiği bir günde bana neşe ve mutluluk verdi bu kitapla. 

Kitabımızın konusunu kısaca anlatmam gerekirse 30'lu yaşlarına gelen Efsun, evlenme konusunda her Türk kızının bu yaşlarda yaşamaya başladığı aile/mahalle baskısını yaşamaya başlar. Kimi zaman alttan alta laf sokmalar kimi zaman da açık açık yüzüne söylenenlerden bıkıp usanmıştır ve bugüne kadar ki başarısız ilişkilerinde yaptıklarını tekrarlamamak için kız kardeşlerinin ve çevresindeki kadınların tavsiyelerini dinlemeye başlar. Benim burada kendimle özleştirdiğim nokta şu oldu. Ben de 32 yaşında evlendim ve o yaşıma kadar çok başarılı bir kariyerim olmasına rağmen ne zaman aile ya da evli arkadaş ortamlarına girsem her zaman evlilik baskısını yaşamışımdır. Yani isterseniz ağzınızla kuş tutun, eğer otuzunuzu geçmiş ve evlenmemişseniz mutlaka "kuşun kanadı dışarıda kalmış," diyen ve sizi ezik göstermeye çalışan birileri çıkıyor karşınıza. Tipsiz kocası ve çirkin çocuklarıyla size hava atmaya kalkan lise arkadaşınız, kendi kızı kocasından çok çeken konu komşu, iyi niyetli de olsa manevi baskı yöntemiyle sizi sindirmeye çalışan akrabalar... İşte olayın komik yanı da burada başlıyor. Bir bakıyorsunuz içinizdeki Efsun ortaya çıkıyor :) Az önce demiştim ya, yine tekrarlıyorum: Hepimiz Efsunuz!

Çok eğlenceli, çok komik ve çok içten bir kitap Kocan Kadar Konuş. Hayatın stresinden biraz uzaklaşmak, kafanızı dağıtıp neşelenmek istiyorsanız bu kitabı okumanızı öneririm. Ben çok sevdim ve sizlerin de beğeneceğinizi umuyorum :)
Herkese bol okumalı günler dileğimle, 
Sevgiler

Yeni Video! Aliexpress Alışverişim ve Planner Yapmaca

Herkese Merhaba Arkadaşlar! Yeni bir video ile karşınızdayım :) Bu sefer kitap dışında bir video çekmek istedim ve yeni hobim plann...