30 Haz 2014


Herkese merhaba arkadaşlar!
Benden kitap önerisi isteyenler için kendi okuyup beğendiğim fantastik seriler hakkında bir vlog çektim.
Umarım beğenirsiniz. :D
İyi seyirler dilerim!

26 Haz 2014


Herkese Merhaba Arkadaşlar,
Uzun zaman önce severek okuduğum Kötü Çocuklar - Soluk Soluğa kitabının hazır ikincisi de raflarda yerini almışken, seriye hiç başlamamış olanlar için bir çekiliş düzenlemeye karar verdim.
Ben bu kitabı alacağım zaman ülkemizde maalesef Soma faciası yaşandı. O dönemde Optimum Kitap belli bir süre satışlarını Soma'ya göndereceğini açıkladığında, ben de destek olabilmek amacıyla iki adet almıştım. 
Bir tanesi bana, diğeri de takipçilerime gitsin diye :)
Kitabı yoğunluğumdan ötürü henüz yorumlama fırsatı bulamamış olsam da severek okudum ve çok eğlenceli buldum :)
İlk kitap siparişimde ikinciyi de almayı kesinlikle düşünüyorum :)
Bir ara fırsat bulabilirsem yorumumu da yaparım ama şimdilik iki hafta sürecek çekiliş için neler yapmanız gerektiğini belirteyim.

  1. Öncelikle tabii ki bloğumun takipçisi olmanız gerekiyor :)
  2. Blogun Facebook sayfasını beğenmeniz, (Sayfanın yanında beğen butonuna tıklayabilirsiniz) (Ya da buraya tık tık!)
  3. Çekilişi kendi Facebook sayfanızda herkese açık şekilde paylaşmanız,
  4. Facebook sayfamdaki gönderinin altına iki arkadaşınızı etiketlemeniz gerekiyor.
  5. Ve son olarak da alttaki yorum kısmına takipçi olduğunuz ismi, facebook paylaşım linkinizi yazıp çekilişe katılmaya hak kazanabilirsiniz.
Çekilişe katılım 26.06.2014 - 10.07.2014 tarihleri arasındadır. 11.07.2014'te çekilişin sonucunu duyuracağım.

Herkese bol şanslar diliyorum!
Sevgilerimle,
ÇEKİLİŞ SONUÇLANDI VE 
KAZANAN: AYLA SARIOĞLU OLDU! TEBRİKLER :D

Kitabın Konusu:


Bir kız, iki erkek ve bir aşk üçgeninin ateşli hikayesi…

Olivia Townsend özel biri değildir. Okul ücretini çıkarmak için çalışan, babasının işlerini yürütmesine yardım eden sıradan bir kızdır. Babasını terk edecek ikinci kadın olmamaya kararlıdır, kendi hayatını askıya alması gerekse bile… Olivia için, yapması gereken şeyler bellidir.

Fakat, Cash ve Nash Davenport ile tanıştıktan sonra her şey karmaşık hale gelir. Onlar kardeştir. Hem de ikiz.

Cash, onun bir erkekte istediği her şeye sahiptir. Tehlikeli ve ne olursa olsun onu yatağa atmayı isteyen seksi, kötü bir erkektir. Olivia’yı baştan çıkarır ve tek bir öpücükle, kötü olduğunu unutturur.

Nash, onun bir erkekte ihtiyaç duyduğu her şeydir. Başarılı, sorumluluk sahibi ve son derece tutkulu bir erkektir. Ama o, Liz’in zengin ve güzel kuzeni Marissa ile birliktedir. Yine de bu, Olivia’nın ona baktığında erimesini durdurmaz. Tek bir dokunuşla, neden asla birlikte olamayacaklarını unutturur.

Olivia, onların bir şey sakladığını öğrenince, siyah beyaz olan her şey grileşir. Olabildiğince hızlı bir şekilde kaçmasını gerektiren bir şey… Ama kaçmak için çok geçtir. Olivia artık olayların içindedir. Ve aşıktır. İkisine de.

İki kardeş de Olivia’nin kalbini titretir. İki kardeş de Olivia’yı heyecanlandırır.

Olivia ikisini de ister.

Ve onlar da Olivia’yı.

Peki, Olivia nasıl bir seçim yapacak?

24 Haz 2014

Mutlu sonlardan sonra ne olur? 
Sıcak bir yaz gününde okunacak, neşeli bir kitap Romantik İroni. Şöyle bir inceledim, hoşuma gitti Şu yoğunluğumu bir atlatayım hemen okumaya başlayacağım.  Bu arada imzalı kitaplara bayıldığımı söylemiştim, değil mi?  
Teşekkürler. @Tuba Akyol, @Nar Kitap.

Kitabı biraz tanıyalım mı?

Yeni bir iş… o'nunla ayni evde yeni bir hayat… çocuk?
Banu'nun yeni işinin bir iyi yanı, bir de kötü yanı var: Kötü yanı, sürekli bir yerlere gitmek. İyi yanı, sürekli bir yerlere gitmek. Banu'yla birlikte Dubai'den Diyarbakır'a, Moskova'dan Urfa'ya, Cape Town'dan Van'a gezeceksiniz.

Sevgiliyle aynı evde yaşamanın pek çok iyi, pek çok kötü yanı var. Bir ilişkinin mutlu günlerini, o kadar da mutlu olmayan günlerini, kavgaları, barışmaları, kahkahadan sessizliğe, özlemden umursamazlığa, meraktan şüpheye her halini Banu'yla birlikte yaşayacaksınız:

-Aidatı yatırdın mı?
-Hı hı.
Konuşunca barışmış sayıldık. Çocuk sahibi olmanın birçok iyi yanı ama bir zamanı var: Rüyamda artık ne gördüysem, sabah panikle Deniz'i arıyorum.

-Deniz, korkunç! Çok korkunç! Ben galiba çocuk istiyorum.
-Ve bu korkunç, çünkü..?
-Çünkü… Ya çocuğum olursa? 

Mutlu sonlardan sonra ne olur?

Ayrılık sevginin değil, hayat karşısında artık yan yana, omuz omuza, el ele durma arzusunun bitmesi demek. Sevgiyi bitiren, nefrete dönüştüren, ayrıldıktan sonra ayrılamamak. Milliyet gazetesinin hafta sonu eklerinde uzun yıllar köşe yazarlığı yapan, şimdi Psikeart dergisinde yazan ve Nar Kitap'ın yayın yönetmenliğini yürüten Tuba Akyol'dan maydanozun, şişme botların ve kullanma kılavuzları için kullanma kılavuzu yazılmasının faydaları, rüyalar ve oyunlar, gece hayatı ve sıkıntı, tembellik ve tembel fikirler üzerine, her şey ve hiçbir şey hakkında, sonu olmayan bir kitap.

Herkese bol okumalı günler dileğimle,

8 Haz 2014

Geldik bir serimizin daha sonunaaaa...
Evet geldik, ama nasıl geldik bir de bana sorun. 
(Fonda çalan şarkı: Çekmediğim dertleeer çile kalmağğdııı, feryatsııızzz gündüzümmmm gecem olmağğğdıııığğğ....)

Şu ana kadar okuduğum en sağlam fantastik serilerden biri olan Ateş serisinin merakla beklediğim son kitabını okurken elimde sürüneceğini, bitirdiğimde mutsuz olacağımı ve yorum yapmak için bir aydan fazla süre sallayacağımı başkası söylese inanmazdım. Ama maalesef tüm bu söylediklerim aynen yaşandı.

Kitap Artemis'in sayfasında yayınlanır yayınlanmaz sabırsızlıkla beklemiş, çıktığı ilk gün siparişimi verip almıştım. Serinin diğer kitaplarını bir günde okumama rağmen bu kitap benim elimde tam bir hafta süründü. 
( ki ben hastalık, misafir vs. olmadıkça en uzun kitabı bile maksimum üç günde bitiren bir insanım, siz anlayın artık...)

Bir önceki kitap İntikam Ateşi çok ama çok acayip bir yerde bitmişti. Zaten serinin tüm kitaplarını Karen sağolsun öyle yerlerde bitiriyor ki kitabı elinizden bırakmanızla diğer kitaba koşmanız arası saniyeler sürüyor. Ben diğer dört kitabın tümü elimdeyken seriye başladığım için tüm seriyi bir haftada yalayıp yutmuş, merakla ve heyecanla beşinci ve son kitabı bekliyordum. 
Allahtan çok beklememe gerek kalmadı ve Artemis yakında çıkıyor diye duyuruyu yaptı.
Aman tanrım!
A.M.A.N T.A.N.R.I.M!!!

Şimdi burada araya girip bir gerçeğe parmak basmak, kafa atmak, ayağımın altında çiğnemek istiyorum.
Bu.. bu...bu... NEDİR BU???
Amerikalıların deyimiyle WHAT THE FUCK yahu?
O kapak nedir? Kapaktaki Amerikan Güreşçisi gibi sırtı olan hatun kimdir? O hatunun parmağını kim kırmıştır? Güreşirken mi yamulmuştur? Barrons fotoğraf çekinmeden önce diyete mi girmiştir, resimdeki ince belli çay bardağı abi kimdir?
Ve neden, nedeeeen allaaaam neden böyle bir kapakla bu kitap satışa sunulmuştur?

Ben ki bugüne kadar ne blogumda, ne de başka bir yerde hiçbir kitap kapağına laf etmemiş, beğenmesem bile beğenenlere laf sokmamış, laf sokanlara da içten içe kıl olmuş biriyim. Sonuçta görsellik görecelidir. Benim beğendiğimi, ayılıp bayıldığımı sen beğenmez, iğrenç bulabilirsin. Zevktir, zevk kişiseldir. Artı kitap kapaklarına çok da dikkat etmediğimi, dikkat etsem de çok anlamadığımı, genelini beğendiğimi de buradan itiraf edebilirim.
Ama kör gözüme parmağım, bu kapak beni bile irrite etmeyi başardı gerçekten. Kapağı yapan arkadaşlara selamlar olsun!

Diğer bir içten selamım da çevirmen ve editör arkadaşlara. Tamam Barrons'u çok sevdik, tüm ayılığı ve odunsuluğuyla kalbimize aldık. Ama bu sevgimiz onun Mahsun Kırmızıgülleşmesine sebep olmamalıydı. 
"Seni s.kerim ULAN!" cümlesiyle başlayıp "ALEM BUYSA KRAL BENİM!" cümlesiyle tavan yapan mahallemizin kıro delikanlısına dönüşmüş bir Barrons'u okurken gri hücrelerim sinirden beyaza döndü ve infilak etti resmen. (Fonda çalan şarkıyı amme hizmeti olarak sizin için bulup ekledim) 

Mahsun + Kadir Abi (Hangi Kadir? Deli Kadir üleeeyyyn) karışımı Barrons'un her kitapta ismi değişen kitapçı / baloncu dükkânının ismi bu kitabımızda artık pes edilerek hiç çevirilmeye bile gerek duyulmamıştı. "Ne o kardeşim her kitapta dükkana farklı isim bulmaktan canımız çıktı. Okuyuverin böyle elinize mi yapışacak?" diye düşündüklerini tahmin ettiğim üzere sağolsun çevirmen arkadaş başka birçok önemli noktayı da çevirmeden orijinal haliyle bırakmıştı. Hadi allahtan ben İngilizce biliyorum da az çok anladım, peki İngilizce bilmeyen okurlar nasıl çözdü bu durumu?

Yani isteseler bu kadar karıştırılamazdı bir kitap. Son kitapla bunu okumam arasında geçen süre bir ya da iki aydır. Yani çoğu kişi gibi bir yıldan fazla bekleyip unutmadan sıcağı sıcağına okudum. Ama ona rağmen kısaltmalar, çevrilmeden bırakılan isimler, terimler benim canıma okudu. Bazı yerlerde resmen mala bağladım.  Aynen şöyleydim: "Hollow ne ola ki? Gölgeler desen değil, tılsım desen bir yerde tılsım diye çevirmişti. Aman tılsım de geç... Silvers dediği gümüşler sanırım ama Silvers'a gittim dediği acaba gümüşler değil de bir yer adı mı ki? Bızzzzzzzzttttttttt......devreler yandı.........)

Yaa işte böyle...
Bu kadar içimi döktükten sonra kitaba dönecek olursam ilk yüz-yüz elli sayfa çok gereksiz uzatılmıştı bana göre. O kısımlarda biraz baydım ama sonra kitap kendini toparladı ve benim aklımdaki tüm sorulara cevap vererek bitirdi. Barrons neymiş, Mac kimmiş, ailemizin prensi Vlane neciymiş hepsini öğrendik, başımız göğe erdi ve bir seriyi daha kazasız belasız bitirdik.
Darısı diğer serilerin başına...

Tüm bu yukarıda yazdıklarım sizi soğutmasın aman ha! 
Fantastik kitapları seviyorsanız bu seriyi okumadan geçmeyin. Maalesef oluyor böyle şeyler, ama tüm bu yazdıklarımın sizi güzel bir seriden mahrum etmesine izin vermeyin ve okuyun! Her şeye rağmen çoook seveceksiniz :)

Herkese bol okumalı günler dileğimle,
Sevgiler
SERİNİN DİĞER KİTAPLARI:

Orijinal Adı: Shadowfever
Yazar: Karen Marie Moning
Yayıncı: Artemis
Yayın Tarihi: Mayıs 2014
Sayfa Sayısı: 782
Tür: Paranormal, Fantastik
Goodreads Puanı: 4.54/5

Blog içi arama