Ana içeriğe atla

Bu Günlerde Ben...


Yeni yılın ilk yazısına başlamadan önce, herkese kocaman bir merhaba!

Bu sene, blogumda böyle bir köşe başlatmaya karar verdim.  Hem yorum yapamadığım zamanlarda blogumun bomboş ve kimsesiz gibi kalmasından hoşlanmadığım için, hem de o günlerimin nasıl geçtiğini zamana bir not düşüyor gibi olmak için, "Bu günlerde ben..." adını verdiğim minik köşeyi açıyorum. (köşe diyorum ama yazı dizisi demek istemedim, ne diyeceğimi de bulamadım. :P )

Bu köşenin içeriğinde neler olacak? 
O günlerde okuduğum kitaplar, dinlediğim müzikler, hoşuma giden sözler/alıntılar, kısacası sevdiğim ve sizlerle paylaşmak istediğim her şey.
Umarım hoşunuza gider :D

Bu günlerde ben (tam da yılbaşı günü aslında :D ) 36 yaşıma girdim. 
Yolun yarısını da geçtik hayırlısıyla. İnsan, olduğu değil, hissettiği yaştadır sözüne sonuna kadar katılanlardanım. Yaş hanesindeki rakamlar yükseldikçe sinirim bozulsa da, sık sık duyduğum "Anaaaa 36 yaşında mısın sen? Valla hiç göstermiyorsun," sözüyle (yalan da olsa önemli değil :D ) çok mutlu oluyorum :D 


Bu günlerde ben, yeni yılın ilk kitabı olarak Nora Roberts'ın Eve Dallas serisinin ikinci kitabı olan Görkemli Ölüm'ü okuyorum. 
Kitabın henüz başlarındayım ama bu seriyi çok sevdim ben. Kitapların peşine, adeta Sherlock gibi düştüğümü de ayrıca belirtmek isterim. Baskıları bittiği için hiçbir yerde bulunmuyorlar. Ben takas ve sahaflar yoluyla ilk kitapları bulabiliyorum. Eğer elinize geçerse okumanızı tavsiye ettiğim bir seridir. Çevirmeni de, usta isimlerden Selim Yeniçeri. 


Bu günlerde ben, iki şarkıyı çok severek dinliyorum ve evin içinde bağıra çağıra söylüyorum :D
İlk şarkının sözleri çok güzel ve motive edici. Diğeri ise çok eğlenceli :D




Bu günlerde ben, çeviriyle inanılmaz yoğunlaşmış durumdayım. 
Black Lies ve Red Queen kitaplarını çeviriyorum ve Lila sık sık gelip benimle oynamak istese de, saatlerce PC başından kalkmadan çalışıyorum. İkisi de süper kitaplar!


Bu günlerde ben, yeni yıl sebebiyle hem yeni ajandamı, hem de yeni blog defterimi kullanmaya başladım. 
Defter tutmaya bayılıyorum!


Bu günlerde, daha doğrusu birkaç aydır, çalışma masamda hep taze çiçekler bulunduruyorum. Baktıkça bana neşe, huzur, tazelik veriyorlar. Bozuldukça yenileriyle değiştiriyorum. Şu anda masamda olanları da sizlerle paylaşmak istedim :D İnsanın içi açılmıyor mu?


Son olarak, geçtiğimiz sene yaşadığım sıkıntılardan sonra, geçen gün gördüğüm bir fikri uygulamaya başladım. 
Ajandama her günün sonunda, o gün beni mutlu eden bir olayı tek cümle ile yazıyorum. Çok kötü bir gün geçiriyor olsam bile, daha az kötü olan bir anımı not edeceğim. Ya da moralimin bozuk olduğu bir zamanda, geriye dönüp mutlu anlarımı hatırlayacağım bu kısa notlar sayesinde. 
 

Şimdilik benden bu kadar!
Hepinize bol okumalı günler dileğimle,
Sevgilerimle
...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)